logo

Vatan Aşkı

Vatan Aşkı

Bu ülkede güzel şeyler de oluyor aslında.

Geçen hafta İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Dereseki köyünde kuyuya düşen bir köpek için insanlar seferber oldular, günlerce küçük köpek Kuyu için herkes canla başla çalıştı. Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencileri Kuyu’yu kurtarmak için Robotik kol geliştirdiler. Bu gün Stanford Üniversitesinden bu çocuklar davet aldılar.

Amaçları böyle bir davet almak değildi o gün tek düşündükleri, kuyuyu kurtarmaktı.

Şimdi hayallerini süsleyen teklif karşılarında duruyor, çok mutlular. Onlar sosyal medya sayfalarında bu daveti “Hayatımızın davetini aldık” sözleriyle gururla paylaşıyorlar.
Düşünüyorum, neden hayallerini bir yabancı üniversiteye adım atma düşleri süslüyor?

Bizim ülkemizde üniversite yok mu?

Düne kadar bilimsel araştırma ve uygulamalarda dünyaca ünlü üniversiteler arasında yer alan üniversitelerimiz yok muydu?

O üniversiteler şimdi ne durumda?

Öğreticisi olmayan üniversite üniversite midir?

Bu okullardan mezun olacak öğrenciler hayati önem taşıyan görevlerin başına geçtikleri zaman yeterli eğitimi alabilecekler mi?

Geleceğimizi, bilimsel gelişmeler, bu yolda yapılan araştırmalar değil de hadisler mi belirleyecek.

Bir söz var ağzı olan konuşuyor.

Fakat doğruları söyleyenler susuyor, ya konuşturulmuyor sessizliğe mahkum ediliyor, ya da artık konuşmanın anlamsızlığını kabullenip bir tek kelimeyle özetliyor. ” Şaşkınım” Bu söz Müjdat gezene ait.

Müjdat Gezen Sanat Okulu yakıldı, ve zanlı bunu Vatan aşkıyla yaptığını, pişman olmadığını itiraf etti.

Sorgulamadan sonra kameralara gülümseyerek zafer edasıyla elini kolunu sallaya sallaya gözümüzün önünde salıverildi.

Şimdi!

Sade bir vatandaş olarak soruyorum.

Hukuk lastik gibi esnek bir şey midir?

Ya da hal ve duruma göre kanunlar değişken midir?

Müjdat Gezen Sanat Merkezi Kundakçısı,ya da bir diğeri tekrar Vatan aşkıyla tutuştuğunda, kafasına göre yakıp yıkacak mı?

Aklına esen, öfkelendiğinde gözüne kestirdiği insana yada topluluğa saldıracak mı ?

Doktor tıbbı öğrenir, insan hayatından sorumludur, hukukçu hukuku öğrenir, toplumun ve bireyin haklarını korumakla görevlidir,
Üniversitelere kayıt yaptırırken okullar öğrencilerine mektup yollar.

Mektupta sadece akademik bilgiler değil, topluma yararlı, vasıflı, görev bilincinde birey olma eğitimi verileceği de bildirilir.

Hukuk Fakültesinden mezun olan hukukçular, bu eğitimi almamışlar mıdır, ya da kanunları bilmiyorlar mı?
Aslolan toplumun güvenliği, adaletin terazisinin eşit olması değil midir?

Bir yandan suçu sabit , tecavüz, hırsızlık, gasp suçundan toplum için tehlike içeren insanları dışarı salıverecek kanunları hazırlarken, diğer yandan toplumu ayağa kaldıracak, milletler arası üstünlüğün temellerini atacak eğitimcilere suçlu damgası vurarak atıl hale getirmek ülkeyi yüceltmez aksine geri götürür.

Çocuklarımız bu ülkede gelecek göremedikleri için başka ülkelerin üniversitelerine gidebilme hayalini kuruyor.

Bir zamanlar Nazi Almanyasından kaçan akademisyenleri kabul eden, onları yetiştiren bir ülke iken bu gün beyin göçünün fırtınasını yaşıyoruz.

Ülkemizde eli sopalılar kadar gündeme gelmeyen , duyulmayan işitilmeyen başarılar, dışarı da büyük ödüller alıyor.

Bu ülkede güzel şeyler olmuyor değil, oluyor olmasına da hayat bulmuyor.

Share
93 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ