logo

Truman Show


Nazime Çalışır
nazimecalisir@habervideo.tv

Size bir filmden söz edeceğim bu gün. Uzun zamandan beri her birimizin birer Truman olduğunu düşünüyorum.

Bu filmi izlemeyenler için yeniden hatırlatayım.
Truman Burbank, cenneti aratmayacak bir adada yaşamaktadır. Bir işi, evi, karısı, arabası, sıradan, sizin bizim gibi bir hayatı vardır. Fakat bu bir oyundur, ve Truman dışında herkes bunun bir oyun olduğunu bilir.
Trumanın hayatı, hiç reklam vermeden, 24 saat bir televizyon kanalından canlı yayın olarak  yayınlanmaktadır.
Canlı yayın Trumanın doğumuyla başlamıştır. Stüdyo bir adadır, Truman dışında her şey sahtedir.
Annesi, babası, öğretmeni, arkadaşları zamanı geldikçe oyuna rol gereği davet edilir.
Öyle ki Truman’ın dış dünyaya merakını uyandırmamak için, okulunda adanın dışında bir hayat olduğuna dair derslerden kaçınılmış, her olasılığa karşılık bir kayıkla adadan ayrılma fikrine engel olmak için çocukluğunda babasıyla birlikte gezinti yaptıkları kayığın devrilmesi sonucunda bir boğulma sahnesi yaratıp, hem Trumanın  kayıkla adadan ayrılma güdüsünü yok edip, hem  babayı da rol gereği öldürmüşlerdir. Çünkü Baba rolündeki oyuncu bu oyuna daha fazla devam edemeyeceğini, yaptıklarının suç olduğunu, vicdanının buna izin vermediğini yönetmene bildirmiştir.
Fakat oyunun yayından kaldırılması mümkün değildir, orta da büyük paralar, büyük çıkarlar dönmektedir. Herkes televizyonun başına kilitlenmiş, sürekli Truman showu izlemektedir.
Şimdi Trumanı, bir süreliğine bir kenara koyup bana dönelim. Ama yine de Truman bir kenarda dursun çünkü bize lazım.
Sabah gözüme bir haber takıldı.
Diyanet İşleri başkanlığı, üniversitelerde özel Umre turları düzenlemeye başlamış. Umre proğramı’nın amacı ise “öğrencilerin , bilgi, görgü ve motivasyonlarının arttırılması” olarak duyurulmuş.
Nutkum tutuluyor…
Bunca Akademisyen ihraç ediliyor, bilim yuvalarının içi boşaltılıyor, sonra Umreye bilgi aramaya gidiliyor. Varımızı yoğumuzu harcayıp, gözümüzün bebeği çocuklarımızın iyi bir eğitim alması için yolladığımız üniversitelerden her gün yeni bir hocanın işinden alındığı haberi ile sarsılırken, Umre yolları açılıyor. Doktoralarını da Hac’da yaparlar artık.
Şaka gibi…
Şakalar insanı güldürür, acıtmaz.
Tıpkı Trumanın, otuz yıl sonra gerçeği öğrendiği andaki şokunu yaşıyorum, günün her saati.
Abidik Gubidik televizyon proğramlarını izlediğimde her şey güllük gülistanlık. Her şey mükemmel, evlilik proğramları, diziler, açık oturumlar, haberler her şeyin yolunda gittiğini söylüyor. Ben adanın dışını merak ediyorum, aylardır tutuklu bulunan gazetecileri, işinden atılan akademisyenleri,ve daha nicelerini…
50 günde bizi borç batağına sürükleyen devasa köprüler, yollar, her noktaya konması zaruri camiler, füze gibi gökyüzüne sivrilen, müteahhitini paraya boğan tabutluk evler, benim gerçeğim değil.
Suriye de köşe kapmaca gibi, tutabildiğin köşeyi kapma oyunu, kılıç kalkan oyununa dönüyor ve bir anda oyuncular ölüyor.
Filmin koptuğu yerde  iki asker ateşler içinde yanarken, dünya medyasına sunulu veriyor.
Oyun arkadaşları, Amerika Rusya oyun bozduğu için çizilen çizginin içinde kıpırdamadan kalıveriyor, Fırat Kalkanı askerleri.
Oyunun kuralı vardır. Kuralları bilmeden oyuna girersen avlarlar, yenerler.
Melekleri kaçıran, şeytan oyunu satrançtaki gibi , rakibinin yapacağı hamleyi önceden biraz kafa patlatıp tahmin etmezsen, hamlelerini hesaplamadan atarsan mat ederler. Mat olmak önemli değil ya giden canlar? İnsan hayatından daha değerli bir şey var mı?
Konudan konuya atlıyorum bağışlayın, fakat gelen haberler böyle, birine daha ne oldu diyemeden öteki hemen yanı başımız da beliriveriyor  oyun bittiğinde televizyonun kapat düğmesine bastığımız zaman gerçekler öyle söylemiyor.
Evine ekmek götüremeyen, ne iş olursa yaparım diye umutsuzca iş arayan, kaynak sıkıntısı nedeni ile akaryakıta yapılan zamla tarlasını süremeyen, daha da garibanlaşan çiftçiler, her gün gencecik tabutların başında göz yaşı döken insanlar, önemli değil mi?
 Her şey gerçekten yolunda mı?
Ama televizyonlar öyle söylemiyor!
Ben uzun zamandan beri her birimizin birer Truman olduğunu düşünüyorum.
Ya siz?
Siz ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:
Share
75 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sağlıklı Günlerdir En Güzel Günler

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Şöyle derin derin bir nefes alarak şükürle başlayabilirim bugün yazıma.. Saatleri, günleri, hatta 2 koca haftayı bitirdik, yazamadık çizemedik el kaleme varmadı değil de, 5 dakika dahi zaman bulunamadı diyebiliriz. Önce size hayattaki çok kıymetli şeylerden bahsetmek isterim bugün. Hani öyle altın, elmas, yat, kat gibi değil! Çünkü insanoğlu hırsı ve başarısı ile tüm bunlara bir şekilde sahip olabilir. Kolay ya da zor sahip olmanın bir takım kader cilveleri eşliğinde size kalıyor olmasını gerektiren şeyler en kıymetliler olamaz. Döndürmes...
  • Truman Show

    10 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Size bir filmden söz edeceğim bu gün. Uzun zamandan beri her birimizin birer Truman olduğunu düşünüyorum. Bu filmi izlemeyenler için yeniden hatırlatayım. Truman Burbank, cenneti aratmayacak bir adada yaşamaktadır. Bir işi, evi, karısı, arabası, sıradan, sizin bizim gibi bir hayatı vardır. Fakat bu bir oyundur, ve Truman dışında herkes bunun bir oyun olduğunu bilir. Trumanın hayatı, hiç reklam vermeden, 24 saat bir televizyon kanalından canlı yayın olarak  yayınlanmaktadır. Canlı yayın Trumanın doğumuyla başlamıştır. Stüdyo bir adadır, Trum...
  • Yedi Emekçi Kadın

    08 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Her Sekiz Mart Dünya Kadınlar günü yaklaştığında, yılın bir tek günü dahi olsun kadın varlığının dile getirilmesinden dolayı, büyük heyecan duyarım. 8 Mart 1857 de Amerika Birleşik Devletlerinin  Newyork şehrinde 40 000 dokuma işçisi grev başlattı. Fakat polisin saldırısı ve fabrikanın kapılarının kilitlenmesi sonucunda fabrika da çıkan yangın da 129 kadın işçi yaşamını yitirdi. 1910 yılında Uluslar Arası Sosyalist Kadınlar Konferansında Clara Zetkin, 8 Mart 1857 de yaşamını yitiren kadın dokuma işçilerinin her yıl 8 Mart da anılması ve bu ...
  • Fırat Kalkanı

    01 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Referandum aşığı Kılıçdaroğlu Dün Kılıçdaroğlu’nun CHP grup toplantısında yaptığı konuşmanın bir kısmı ciddi anlamda beni dehşete düşürdü. CHP Lideri Kılıçdaroğlu "Suriyelilere vatandaşlık verilsin mi verilmesin mi referanduma gidelim bu kadar açık bu kadar net. Rakka’ya gidelim mi gitmeyelim mi gel referandum yapalım, millete soralım; Rakka’ya bu ülkenin, Anadolu’nun gariban çocukları gitsin mi gitmesin mi?” Yani sosyal medyada ‘cehaletin dibinde yapılan siyaset’ gereği söylenilen “Suriyeliler gitsin savaşsın” söylemini anlarım da siyas...