logo

Sonsuzluk ve Ölümsüzlük

Sonsuzluk ve Ölümsüzlük

Okumak ve yazmak hazmına varamazsanız sancılı bir iştir.

Yaklaşık bir aylık süreçten beri, elimden geldiğince dilim döndüğünce buradan sizlere yazmaya çalışıyorum.

Benim ilk kez ciddi yazma eylemim bu..

Elimde okuduğum bir kitap var, bir köşe yazarının denemeleri. Ben tesadüflere inanmam, tesadüf bilinçaltımızdır ihtiyacımız olan ne varsa bize o gelir.

Elimden geldiğince kütüphaneye gider, kitaplar arasında dolanır, kütüphaneden yeni arkadaşlar edinmeye çalışırım. Çünkü onlar elimin altında bulunur yalnızlığa düştüğümde imdadıma yetişirler.

Yeni açılan kütüphaneye gittiğimde görevliden yardım istedim,çünkü kitaplar, türleri ve alfabetik sıraya göre değil, milletlerin edebiyatına göre yer alıyordu kitap raflarında. Yani hazırlıklı gitmezseniz, benim gibi bir de haylice görme kusurunuz varsa döner durursunuz dolap beygiri gibi. Önceden tespit ettiğim kitap listesini görevlinin eline tutuşturduktan sonra ben kütüphaneyi tanımaya çalışırken bir koşu elinde kitaplarla geri geldi.

Aradığınız iki kitap yok, ama onların yerine şu kitaplar var dedi bende kabul ettim.

Acelem vardı hemen işlemlerimi bitirip kütüphane görevlisine teşekkür ettikten sonra kitapları alıp çıktım kütüphaneden.

Bilinç altımın bana yolladığı mucizevi kitabı ilk okuduğum gün sevinçten havalara uçtum, bir hazine bulmuştum, yazılarıma yol gösterecek yol haritası önüme kırmızı halı gibi boylu boyunca serilmişti. İnanmazsınız uzun zamandır bu kadar mutlu olduğumu anımsamıyorum.

Kendimce çığlıklar atıp, bana has haka dansı bile yaptım.

Bu gün ise dut yemiş bülbül gibiyim. Dün gece bin bir iştahla yediğim dutlar bu gün taş gibi oturdu içime.
Kendini dev aynasında aslan sanan minicik fare gibiyim.

Okuduğum her satırda kurulan cümleler kafamın içine balyoz gibi iniyor, bende şok etkisi bırakıp,beni başka bir dünyaya kelimelerin büyülü dünyasına sürüklüyordu.

“Fizik yasalarından biri olan termodinamiğin ikinci kuralıdır insan” cümlesi, fizikten bir gram anlamayan beni, saatlerce bu konuya sabitledi, öğrendiğimde ise içim burkuldu.

Enerji eşitlenmediğinde sonuç “hiç”ti. Birinin diğerine, ihtiyacı olanı vermesi, yardım etmesi gerekiyordu. Vermediği zaman ikisi de var olmuyordu.

İşin en acı tarafı yazarken asla bu kadar donanıma sahip olamayacağımı adım gibi biliyorum.Yazarın en büyük gıdası birikimleridir, okuyarak edindiği birikimler.

Okudukça kendi basit sıradan cümlelerim geldi aklıma, cesaretimi kutladım deli cesaretimi.

Kitabı henüz bitirmedim, bitirmeye de korkuyorum bana verilen dersi, tekrarlamam, içselleştirip hazmetmem gerek ki kalbimden beynime, beynimden elime, elimden kalemime yürüsün.

Nurullah Ataç’ın Okuruma Mektuplar adlı kitabını okumuştum yıllar önce.

Okuyucusuyla konuşuyordu kitabında. Bende okurken konuşmuştum Nurullah Ataç’la. Hatta fare kadar olan boyuma bakmadan ince ince eleştirmiştim fısıltı halinde.

Bu gün gündem yok, gündemi takip etmedim ne televizyon ne bir habere doğru dürüst bakmadım.
Yaratılan boşluklar, gerektiği şekilde doldurulacaktı nasılsa.

Bir yerlerde bombalar patlayacak,ölüm haberleri gelecek, bir yanda paralar yerinde durmayacak ya inecek ya çıkacak,koca bir ülkeyi bırakıp Survivor adasından gelecek haberlere kilitleneceğiz.

Bende yazın hayatımın başında okuyucularımla tanışmak istedim, kendimi tanıtmak belki de.

Bu gün günlerden kitap.

Her sayfası bir dünya, sonsuzluğa giden öğreti.

Ben sonsuzluğun tükenmezliğini seviyorum, sınır yok, öğrenmenin yaşı sınırı yok.

Öğrenmeyi bıraktığınız an ölüyorsunuz, büyümüyorsunuz çünkü.

Kısır döngünün içinde yapraklarınızın sararıp solduğunun farkına varmadan ölüyorsunuz.

Her yan korku filmlerindeki gibi yaşayan ölülerle dolu. Yaşama belirtileri yok gibi robota benziyorlar.

Fakat sonsuzluğu arayanlar ölmüyor, Duygulanıyor,öfkeleniyor, hissediyor, düşünüyor ölmüyor.

Haydi sonsuzluğa ve ölümsüzlüğe gidelim kitaplarla, hep birlikte el ele….

Etiketler:
Share
121 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ