logo

09 Mart 2017

Kalın’dan çarpıcı Almanya çıkışı!

Kalın’dan çarpıcı Almanya çıkışı!

CUMHURBAŞKANLIĞI Sözcüsü İbrahim Kalın, Rakka operasyonu ve ABD tarafından ‘PKK ve YPG aynı değildir’ şeklinde yapılan açıklamalara ilişkin, “Rakka operasyonunun tam olarak nasıl, kiminle, hangi gruplarla yapılacağı konusunda verilmiş nihai bir karar yok. Müzakere süreci şu anda da devam ediyor. PKK’nın uzantısı olan PYD-YPG gibi terör örgütleri üzerinden DEAŞ’la mücadele etmeye çalışmak ancak kendi ayağınıza kurşun sıkmak olur. Bugün Amerikan yönetimi içerisinde farklı görüşün olduğunu görüyoruz. Amerikalı yetkililerin ‘PKK ve YPG aynı değildir’ cümleleri ciddiye alınacak açıklamalar değil. Bu kadar delil varken, hala bunlar arasında bağ yok gibi açıklamalar ciddiye alınacak açıklamalar değildir. Obama yönetimi döneminde YPG’ye, PYD’ye çok fazla yatırım yaptıkları için şu anda oradan geri adım atamıyorlar. Alternatif bir mücadele yöntemi bellidir. Müzakereler devam ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Suriye konusunda Astana ve Cenevre süreçlerini birbirini tamamlayan iki süreç olduğunu belirten Kalın, “Suriye bağlamında devam eden siyasi çözüm süreci, BM çatısı altında devam ediyor. Türkiye ve Rusya’nın öncülüğünde başlatılan Astan’a süreci bir dizi toplantıyı tamamladı. 30 Aralık tarihi itibariyle hayata geçirilmiş olana ateşkes ile bugün rejim kaynaklı bazı ihlallere rağmen sahada uygulanmaya devam ediyor. Ateşkesin gözlemlenmesi ihlallerin önlenmesi amacıyla Türkiye, Rusya ve İran arasında da bir üçlü mekanizma kuruldu. Bu mekanizmanın içindeyiz takip ediyoruz. Astana ve Cenevre süreçlerini birbirini tamamlayan iki süreç olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE DAHA ETKİN DAHA HIZLI BİR YÖNETİME KAVUŞACAK”

Referanduma ilişkin Kalın, “Halk oylaması ile Türkiye daha etkin daha hızlı bir yönetime kavuşacak. Değişiklik ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kurulacak. Devlet otoritesi tek elde toplanacak. Kararların hızlı bir şekilde alınması sağlanıyor. Yargının bağımsız ve tarafsız olmasını sağlayacak bir mekanizma kuruluyor. Yüksek yargı mensuplarının hem cumhurbaşkanı hem de meclis tarafından atanması ile güçlü bir denge ve denetim mekanizması da yargı bağlamında kurulmuş oluyor” diye konuştu.

“MİLLETVEKİLİ SAYISINI 600’E ÇIKARILMASI KONUSUNDA PEK DE CİDDİYE ALINAMAYACAK BAZI ARGÜMANLAR”

Kalın, “Milletvekili sayısını 600’e çıkarılması konusunda pek de ciddiye alınamayacak bazı argümanlar ile dile getiriliyor. Amaç, temsilde eşitliği ve adaleti sağlamak. Demografik yapı dikkate alındığında böyle bir ihtiyaç olduğu görüldü” dedi.

“TÜRKİYE’DE KOALİSYONLAR DÖNEMİNE SON VERECEK”

Kalın, “Sistem, artık Türkiye’de koalisyonlar dönemine son verecek. Denge, denetimi, kontrol mekanizmaları bakımından bir keyfiliğin, tek adamlığın olduğuna dair argümanlar dile getiriliyor. Maddeleri okuduğunuz zaman maalesef bazı siyasilerin bile okumadığını yorum yaptığını görüyoruz. Dikkatli okunduğunda çok güçlü bir denge denetim mekanizmasının kurulduğunu görüyoruz. ‘Cumhurbaşkanı kafasına estiği zaman keyfi olarak Meclis’i fesh edebilir’ deniyor. Böyle bir şey söz konusu değil. böyle bir durumda cumhurbaşkanı da seçime gitmek zorunda. Derin bir kriz söz konusu olduğunda bunu çözmek için sistem yine millete gitmeyi öngörüyor. Sitemin temelinde millete güven var. Sistem, yasama ve yürütmeye uzlaşma mesajı veriyor. Sistem uygulandığında, yönetimde çift başlılık koalisyon veya başka tür arayışların önünün kesildiği bir sistemi hayata geçirme imkanımız olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzde ki günlerde de illerde çalışmalarına devam edecek” açıklamasında bulundu.

TOPLANTI İPTALLERİ

Almanya ile olan toplantı iptalleri krizine ilişkin Kalın, “Avrupa’daki bazı ülkelerin bakanlarımızın oradaki vatandaşlarımız ile buluşmayı önlemeye yönelik aldığı tedbirleri hareketleri görüyoruz. Çok düşündürücü bir tablo. Avrupa’daki bazı çevreler, adeta Türkiye referandumdan ‘evet’ çıkmasın diye hummalı bir çalışmanın içine girmiş görünüyorlar. Onlara mesajımız çok net; boşuna uğraşmayın bunun kararını millet verecek. Bu tür engellemeler ile Avrupa’daki 5 milyona yakın vatandaşlarımız ile gönül bağımızı koparamazsınız. Ne de vatandaşlarımızın demokratik haklarını ellerinden alıp mahrum bırakacağınızı düşünemezsiniz. Avrupa’nın genel gidişatı ile ilgili büyük bir endişe içinde olduğumuzu da ifade etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“İSLAM KARŞITI KESİMLER AVRUPA SİYASETİNİ DERİNDEN BELİRLEMEYE BAŞLADI”

Kalın, “Amasız, fakatsız kınanması gereken ırkçı, sağcı, göçmen, İslam karşıtı kesimlerin ana akım Avrupa siyasetini artık derinden belirlemeye başladığını görüyoruz. Bu Avrupa’nın geleceği açısından endişe verici bir tablo. Bu Avrupa’nın temel değerleri açısından endişe verici bir tablo. Bu Avrupa’nın demokrasi, çoğulculuk, katılımcılık konusundaki iddialarının altını oyna bir tablodur. Bazı siyasilerin Avrupalıların ‘Türkiye’deki iç siyasi tartışmaları ülkelerimize taşımayın’ şeklinde açıklamaları olduğunu görüyoruz. Bunun da çok düşündürücü bir cümle olduğunun ifade etmeme gerekiyor. Türkiye karşıtı, bir çok örgüte faaliyete kucak açan allayıp, pullayan ülkelerin şimdi referandum nedeniyle ‘siyasi tartışmaları bize taşımayın’ şeklinde açıklamalar yapmaları düşündürücü. Öncelikle siz kendi ülkelerinizde Türkiye karşı bu örgütlerin faaliyetlerini durdurursunuz. AB, terör ile mücadelede kararlıysa, tutarlıysa kayıtsız şartsız Türkiye’nin yanında durur. Avrupa’daki PKK, FETÖ gibi terör örgütlerinin Avrupalı devletlerin de kabul ettiği terör örgütlerinin faaliyetlerine izin vermezler. Tablonun böyle olmadığını görüyoruz. Türkiye karşıtlığı bir enstrüman olarak kullanabilecekleri bütün unsurları devreye soktuklarını, desteklediklerini görüyoruz” diye konuştu.

“UMARIZ İSRAİL TAHRİK VE HUSUMETE YOL AÇACAK BU UYGULAMAYI GÜNDEMLERİNDEN ÇIKARIR”

Kalın, “Filistin topraklarında ve Kudüs civarında gece 11’den sonra hoparlör ile ezan okunmasını yasaklamayı hedefleyen bir yasa tasarısı vardı İsrail Meclisi’nde. Dün birinci komisyondan geçti. Bu endişe verici bir gelişme. Bu dini ibadet özgürlüğünün ihlalidir. Bahanelerle engellemeye çalışılması bütün dünya Müslümanlarını derinden üzer, yaralar ve Müslümanları tepkisi çok açık ve net olur. Biz de şimdi bunu kayda geçiriyoruz. Sayın cumhurbaşkanımız bu normalleşme sürecinde İsrail Cumhurbaşkanı ile yaptığı telefon görüşmesinde de bu konuyu açık bir şekilde dile getirmişti. Umarız İsrailli siyasiler de bu konunun hassasiyetini kavrarlar. Konunun sadece Filistinliler ile ilgili bir mesele olmadığını bütün İslam alemini doğrudan ilgilendiren bir konu olduğunu kavrarlar. Bu konu, Ürdün ile yapılan vakıflar bağlamındaki anlaşmalara da aykırıdır. Umarız bu konuda sağ duyulu adım atarlar. Sadece tahrik ve husumete yol açacak bu uygulamayı gündemlerinden çıkarırlar” diye konuştu.

“EVET SAYIN MERKEL HAKLI BAZI KONULARDA DERİN GÖRÜŞ AYRILIKLARIMIZ VAR”

“Almanya’daki uygulama ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Nazi dönemi’ demişti. Almanya’dan yanıt geldi. Merkel “Türkiye önemli bir ortak ama Nazi değerlendirmesi üzücü” dedi. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Erdoğan’ın Almanya ziyaretine ilişkin detaylar belli oldu mu?” soruları üzerine Kalın, “Asıl üzücü olan Avrupa’nın bugün içinde bulunduğu tablodur. Bu sayın bakanlarımızın ve diğer siyasilerin Almanya’ya yapacağı ziyaretin engellenmesidir. Ortada hakikaten trajikomik bir tablonun olduğunu görüyoruz. Ve maalesef elbette Almanya bizim için önemli müttefikimizdir, evet sayın Merkel haklı bazı konularda derin görüş ayrılıklarımız var. Mesela terörle mücadele konusunda. Benim de bizzat şahit olduğum bütün toplantılarda gündeme getirdiğimiz PKK’lıların Almanya’da ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde bu kadar kolay faaliyet yapması, bunlara karşı nasıl adım atmazsınız sorularını her seferinde cevapsız bırakıldığını gördük. Almanya’nın resmi raporlarında, bölücü terör örgütünün Almanya’da nasıl örgütlendiğini, şu kadar parayı nasıl topladığını bizzat kendileri yazıyorlar. Bu tabloya rağmen bir tedbir alınmaması, bir adım atılmaması asıl üzücü olan budur. Asıl üzücü olan, Türkiye söz konusu olduğunda özellikle Almanya üzerinden gelen muazzam bir Türkiye ve Erdoğan karşıtlığının sistematik bir şekilde üretilmesi ve dünyaya servis edilmesidir” diye yanıt verdi.

“OBAMA YÖNETİMİYLE ANLAŞAMADIĞIMIZ KONU BUYDU”

“Antalya’da ABD’li muhataplara Rakka planı Türkiye tarafından iletildi. Fakat Türkiye’nin kırmızı çizgisinin ‘YPG varsa biz yokuz’ olduğunu biliyoruz. ABD’li muhataplar planı nasıl buldu?” sorularına Kalın şu yanıtları verdi: “Suriye’de DEAŞ ile mücadele konusunda baştan beri ortaya koyduğumuz prensip var. Obama yönetimiyle anlaşamadığımız konu buydu. Terör örgütleriyle doğru aktörlerle mücadele edilir. Yaptığımız harekat bu mücadelenin nasıl yapılması gerektiğine dair somut örneği ortaya koymuştur.

PYD-YPG GİBİ TERÖR ÖRGÜTLERİ ÜZERİNDEN DEAŞ’LA MÜCADELE ETMEYE ÇALIŞMAK AYAĞINIZA KURŞUN SIKMAK OLUR

PKK’nın uzantısı olan PYD-YPG gibi terör örgütleri üzerinden DEAŞ’la mücadele etmeye çalışmak ancak kendi ayağınıza kurşun sıkmak olur. Açık söylüyorum, bugün Amerikan yönetimi içerisinde farklı görüşün olduğunu görüyoruz. Gelen açıklamalara baktığımız zaman da bunu çok net şekilde görmekteyiz. Bir tarafta ‘Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate alalım’ diyorlar ama öbür tarafta da PYD-YPG üzerinden yürütülen operasyonların devam ettirilmesi için bir çabanın devam ettiğini de görüyoruz. Önerdiğimiz plan çok net, Genel Kurmay Başkanımız mevkidaşları ile paylaştı. Detaylı görüşmeler yapıldı.

RAKKA OPERASYONUNUN NASIL, KİMİNLE, HANGİ GRUPLARLA YAPILACAĞI KONUSUNDA NİHAİ KARAR YOK

Şu an itibarıyla Rakka operasyonunun tam olarak nasıl, kiminle, hangi gruplarla yapılacağı konusunda verilmiş nihai bir karar yok. Bu değerlendirme ve müzakere süreci şu anda da devam ediyor. Teklifimiz ortada. Daha önce bize söz verildiği gibi, YPG, PYD unsurlarının mutlaka Mümbiç’ten çıkarak Fırat’ın doğusuna geçmesi gerekir. Suriye’nin toprak bütünlüğünden bahsediyorsak, etnik çatışma veya benzeri bir savaşın çıkmamasını arzu ediyorsak yapılması gerekenler açıktır.

AMERİKALI YETKİLİLERİN ‘PKK VE YPG AYNI DEĞİLDİR’ CÜMLELERİ CİDDİYE ALINACAK AÇIKLAMALAR DEĞİL

Bu PKK için PYD için böyledir. Biz PYD YPG’nin Suriye’de nasıl kurulduğunu biliyoruz. Zaman zaman bazı Amerikalı yetkililerin ki dün de buna benzer bir açıklama yaptılar. ‘PKK ve YPG aynı değildir’ gibi cümleler duyuyoruz, bunların doğru olmadıklarını kendileri de biliyorlar. Çünkü daha bir yıl öncesine kadar, ABD’nin bütün resmi istihbarat raporlarında, kamuyla paylaştıkları raporlarında PYD’nin, YPG’nin, PKK’nın Suriye uzantısı olduğunu kendileri de kabul etmekteydiler. Bu kadar delil varken, hala bunlar arasında bağ yok gibi açıklamalar ciddiye alınacak açıklamalar değildir kendilerinin de inanamadığı açıklamalardır.

OBAMA DÖNEMİNDE YPG’YE, PYD’YE ÇOK FAZLA YATIRIM YAPTIKLARI İÇİN ŞU ANDA ORADAN GERİ ADIM ATAMIYORLAR

Obama yönetimi döneminde YPG’ye, PYD’ye çok fazla yatırım yaptıkları için şu anda oradan geri adım atamıyorlar. Alternatif bir mücadele yöntemi bellidir. Müzakereler devam ediyor. Umarız, hem Türkiye’nin hassasiyetini dikkate alan hem de Suriye’de terör ile mücadelede başarı sağlayacak bir model üzerinde anlaşma imkanımız olur.”

“IRAK HÜKÜMETİNİN YANLARINDA OLDUĞUMUZU İFADE ETMEK İSTERİM”

Kalın, “Notlarımda vardı, atladım. Terörle mücadele bağlamında Irak ayağı da çok önemli. Biz de Başika kampı ve diğer araçlar vesilesiyle destek olduk. Musul’da Türk başkonsolosluğu olarak kullanılan binanın kurtarılması hem önemli, hem sevindiricidir. Irak hükümetinin yanlarında olduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.

“KUVEYT’E DE BİR TAKVİYE VAR, 1000 KADAR”

“Münbiç konusu oldukça önemli. Rusya ziyaretinin ardından Fırat Kalkanı’nın tamamen Münbiç’e yönelmesi söz konusu mu? Gelen bazı haberler var. ABD’nin 300 deniz piyadesini gönderdiği bilgisi var” konularını değerlendirmesi istenen Kalın, “Evet Kuveyt’e de bir takviye var, 1000 kadar. Bunlar DEAŞ ile mücadele için atılan adımlar” dedi.

“DİĞER BÖLGELERİN DE DEAŞ’TAN TEMİZLENMESİ İÇİN BÜTÜN MÜTTEFİKLERİMİZLE İŞ BİRLİĞİNE HAZIRIZ”

Terör ile mücadelede işbirliğine vurgu yapan Kalın, “Biz bu mücadelede bütün müttefik ülkelerle beraber hareket ediyoruz, bundan sonra da etmeye devam edeceğiz. DEAŞ ile mücadelede en ön saflarda bulunan bir ülke olarak 2 bin küsur kilometrekarelik alanı nasıl temizlediysek, diğer bölgelerin de DEAŞ’tan temizlenmesi için bütün müttefiklerimizle iş birliğine hazırız. Ama bunu doğru aktörlerle, doğru gruplarla yapmak durumundayız. Oldu bittiyle PKK, PYD kantonları ya da PKK devletçiği tarzı bir yapılanmaya gitmesine asla izin vermeyiz. Mümbiç ve civarında ise ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir oluşum söz konusu olursa Türkiye her türlü tedbiri almaya salahiyetine sahiptir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA

Etiketler: » »
Share
73 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.