logo

01 Mart 2017

Fırat Kalkanı

Fırat Kalkanı

Referandum aşığı Kılıçdaroğlu

Dün Kılıçdaroğlu’nun CHP grup toplantısında yaptığı konuşmanın bir kısmı ciddi anlamda beni dehşete düşürdü.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Suriyelilere vatandaşlık verilsin mi verilmesin mi referanduma gidelim bu kadar açık bu kadar net. Rakka’ya gidelim mi gitmeyelim mi gel referandum yapalım, millete soralım; Rakka’ya bu ülkenin, Anadolu’nun gariban çocukları gitsin mi gitmesin mi?”

Yani sosyal medyada ‘cehaletin dibinde yapılan siyaset’ gereği söylenilen “Suriyeliler gitsin savaşsın” söylemini anlarım da siyasette üst kulvarlarda koşan ana muhalefet liderinin yukarıdaki söylemini anlayamıyorum. Kısasa kısasla mı siyaset yapıyorsun? Yani diyorsun ki “ ota boka referandum yapalım” Sınır güvenliği nedir bilir misin? El- Bab, Rakka neden önemlidir?

Orda burada “gitsin Suriyeliler savaşsın” diyenlere de bir çift sözüm var. Acaba biliyor musunuz ÖSO nedir?

ÖSO “Özgür Suriye Ordusu’dur” yani burada oturacaklarına gidip savaşsın dediğiniz mağdur insanların ordusudur. Yani daha açık konuşmak gerekirse; sen, ben, bizler burada kendimizi yayarken Türk Ordusu’nun sınır güvenliğimiz için verdiği mücadeledir ÖSO’nun verdiği mücadele. Suriyeli neden savaşa gitmiyor diyenler önce kendilerine sorsunlar “ben neden burdayım” diye..
Madem millet olarak bu konuda kısır bilgilere sahibiz, Fırat Kalkanı ve önemini biraz açmakta fayda var.

Çok detaya inmeden basit bir şekilde.

Hangi Ülke; sınırında, yanı başında terör örgütlerinin konuşlanmasına müsama gösterebilir ki? Fırat Kalkanı harekatı başladığında Türk yetkililer Suriye’nin kuzeyinde yer alan El-Bab, Münbiç ve Rakka’yı DEAŞ’tan temizlenecek öncelikli yerleşim yerleri olarak belirledi.

El Bab, Türkiye sınırına yaklaşık 30 kilometre mesafede ve İç savaş öncesinde yaklaşık 70 bin kişinin yaşadığı bu kasaba, önemli bir sanayi merkeziydi. El Bab, Kasım 2013’te IŞİD’in yönetimine geçti.

El Bab konumu nedeniyle stratejik olarak çok önemli bir noktada.

Cerablus ile birlikte burası, IŞİD’in başkent olarak ilan ettiği Rakka ve Deyr ez Zor’a giden ana yolun üzerinde bulunuyor.
Bu hat, IŞİD’in kuzeyden örgüte üye getirdiği, silah taşıdığı ana güzergâh oldu. Bu sebeple ÖSO güçlerinin El Bab’ı alması, IŞİD’in Türkiye sınırından uzaklaşmasına ve örgütün üye ve malzeme tedarik ettiği en önemli yollardan birinin kapanmasına sebep olacaktı.

Yani ilk adımda El Bab üzerinden yakın sınır güvenliğimiz korunmalıydı.

Ayrıca, bu bölge Türkiye ve ÖSO güçlerinin Rakka’ya doğru ilerleyişi halinde kritik ve güvenli geçiş noktalarından en önemlisi olacak.

Türk özel kuvvetleri ve ÖSO tarafından haftalardır kuşatma altında tutulan ilçenin merkezi, birkaç gün önce IŞİD’den alındı. Teröristler ilçe sınırlarından doğuya doğru kaçıyor, sürülüyor.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık yaptığı açıklamada El Bab’ın tamamına yakınının kontrol altında olduğunu söyledi.
Ve Türk Silahlı Kuvvetleri, “Akil tepesine” bir üs kurmaya hazırlanıyor. Son teknoloji savunma sistemleriyle donatılacak o üssün yapımına, önümüzdeki günlerde başlanması planlanıyor.. İşte bu üssün, “Rakka operasyonu” için, önemli bir lojistik destek merkezi olması bekleniyor..

Gelelim Rakka’ya.. Rakka şehir merkezi esasen Türkiye sınırına nispeten uzak bir bölgede. Ancak DEAŞ’ın Türkiye açısından tehdit olmaktan tamamen çıkarılabilmesi için, Rakka’nın örgütten temizlenmesi oldukça önemli. Temizlendiği durumda; DEAŞ Türkiye sınırlarından çok uzakta, tamamen Suriye çöllerine hapsedilmiş bir örgüt konumuna düşecek ve bitirilemese dahi kontrol altına alınmış olacak.

Türkiye’nin bu operasyonun içinde olmasını zorunlu kılan diğer bir sebep ise;

Rakka’nın DEAŞ sonrası askeri olarak kimin kontrol edeceği ve nasıl bir sivil idare kurulacağı ile ilgili. Türkiye Rakka’nın DEAŞ’tan kurtarılması sürecinin içinde yer almadığı takdirde, şehrin YPG ya da kolları yönetimine geçebilir. Türkiye Rakka için ön almazsa, DEAŞ sonrası boşluğun farklı ve daha tehlikeli bir terör örgütü tarafından doldurulacağı muhtemel.

Burada en büyük sorun ABD’nin YPG’ye olan desteği, ve Rusya’nın YPG ve kollarını terör örgütü olarak görmemesi. Hal böyleyken nasıl omuz omuza, sırt sırta mücadele edilecek Rakka’da ? Büyük muamma..

Rakka ile ilgili iki mühim mesele var.

Rakkalı siviller..
Rakka’nın DEAŞ’a, sonra da YPG kontrolüne geçtiği anlarda, yüzbinlerce Rakkalı Türkiye’ye göç etmek durumunda kaldı. Türkiye bu insanların evlerine dönmelerini sağlayacak koşulları oluşturmak ve zorunlu göçe neden olan DEAŞ ve YPG varlığına son vermek zorunda. Ve Türkiye göç eden Suriyeliler terörden temizlenmiş güvenli bölgelere, yaşam koşulları oluşturulduktan sonra gönderilmek zorunda.

İkinci mühim konu ise Astana süreci..

Eğer Astana süreci başarılı olur ve Suriye’deki rejim-muhalifler çelişkisi ortadan kaldırılabilirse, Rakka konusunda Türkiye ve Rusya işbirliği de söz konusu olabilir. Bu durumda Rakka’ya merkezi güçlerin girmesi sağlanabilir.

Net olan bir şey varki Bakan Işık’ın da açıkladığı gibi ; “YPG-PYD olmazsa Rakka operasyonuna destek veririz”

Etiketler:
Share
123 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ