logo

Benim “Zamansız Adamım” Cem Karaca


Hacer Tolun
hacertolun@habervideo.tv

7’den 70’e herkesin gönlünde taht kuran Cem Karaca, tam 13 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı.

Bilen bilir Cem Karaca hayranlığımı. Ben uzun uzun yıllar sadece Cem Karaca dinleyebilirim, Cem Karaca’dan Tamirci Çırağını, Islak Islak’ı milyon kere dinleyebilirim. Müzik benim için Cem Karaca’dan ibaret desem sanırım abartmış olmam. Çocukluğumdan bu yana hayranlığımdan bir gram bile eksilmemiştir.
Ve eminim benim gibi ona olan hayranlığını haykıran milyonlar vardır.

Şuan Cem Karaca hakkında bir şeyler yazmak bile beni inanılmaz heyecanlandırıyor.
Cem Karaca’nın eserlerinin zamanı, yeri, yurdu yoktur. Her zaman, her yerde, her koşulda değeri paha biçilmezdir.

Ahh ahh benim “zamansız adamım” yüce gönüllü insan, güzel ülkemin tarihine kanlı, adi politikalarıyla kara bir leke gibi düşenler, seni de es geçmeden gözü kapalı, kalbi mühürlü onursuzca yargıladılar…

O yılları kısaca özetlemek gerekirse; Mart 1980’de Sıkıyönetim Mahkemesi’nde Karaca’nın ‘1 Mayıs’ plağı ‘komünizm propagandası’ nedeni ile yargılanmaya başladı. Karaca, bu dönemde Avrupa turnesine başlamıştı. 12 Eylül darbesi sonrası Sıkıyönetim Mahkemesi, Karaca’yı yurda çağırdı. Ancak Karaca, Türkiye’ye dönmeyeceğini belirtti ve Alman pasaportu aldı. Ve Karaca, 6 Ocak 1983’te Yılmaz Güney ile aynı gün Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Mallarına el konan şarkıcı, 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karaca da mücadelesine ve müzik hayatına Almanya’da devam etti.
1985’te Karaca; arkadaşı Mehmet Barı aracılığıyla Başbakan Turgut Özal ile görüşerek, ülkeye geri dönme isteğini bildirdi ve Özal ile Münih’te görüşme sağladı. Özal’ın olumlu yanıt vermesi ile hukuki işlemler başlatıldı. Yıl sonunda vatandaşlıktan çıkarılmasına sebep olan davadan beraat etti.29 Haziran 1987’de yurda döndüğü zaman döneklikle suçlandı Karaca. Ve 12 Eylül’de aklanan sanatçı bazı aydın bozuntularının günah keçisi olmaktan ve dışlanmaktan kurtulamadı.

Ve kendisine ‘dönek’ diyen bu sözde aydınlara ‘Yarım Porsiyon Aydınlık’ adlı şarkısında gerekli cevabı veriyordu. Ve şöyle diyordu;

Her zamanki köşenizde
Her zamanki barınızda
Önünüzde viski ve havuç
Ve bir eliniz çenenizde
Kaşınız hafifçe yukarıda
Bakışlarınız ne kadar bilgiç
Hiçbir şey üretemeden
Sadece eleştirirsiniz
Sinemadan siz anlarsınız
Tiyatrodan müzikten
Heykel resim edebiyat
Sorulmalı sizden
Ekmeğin fiyatını bilmezsiniz
Ama ekonomik politika
Karılarınızı döverken siz
Ne kadar bilimselsiniz
Bu yaz yine güneydeydiniz
Bol rakı güneş ve deniz
Her şey bir harikaydı ancak
Yerli halkı beğenmediniz
Burda da, orda da o aynı barlar
Hep o yarım porsiyon aydınlık
Aynı çehreler, aynı laflar
Vallahi hiç değişmemişsiniz

Cem Karaca verdiği bir röportajında ise şunları aktarmıştı;

Bana dönek diyenlerin hepsi benden sonra geldiler Türkiye’ye. Şarkımda bunun cevabını verdim: ‘‘Ben döneksem döndüm diye memleketime /Döndüm baba, döndüm işte, oh be’’… Kendi ülkeme olan özleminden dolayı ‘‘Ya devlet başa, ya kuzgun leşe’’ diyerek savcıların hakkımda toplam 200 sene ceza istedikleri bir rizikoyu göze alıp ülkeme dönmem şayet döneklikse, ben döneğim arkadaş. Alman, Fransız benim Türkiye’yi onlara çekiştirmemi istiyor. Türkiye’de genellikle entel, ilerici, aydın olmanın kriteri Türkiye’yi Batı’da çekiştirmekten geçiyor. Evet, Türkiye’yi eleştireceğiz, bu görevimiz. Ama artısıyla, eksisiyle eleştireceğiz. Ve bunu herhalde gidip elin frengine şikâyet etmeyeceğiz. Ben bunu Türkiye dışında hiçbir zaman yapmadım. O zamanlar yerli basınımız yer yer 12 Eylül’den faşizm diye söz ederken, ben yurt dışında hep ‘‘askeri müdahale’’ kelimesini kullandım. Ben ülkemi Thomas’a, Inge’ye, Pier’e, John’a, Helga’ya şikayet etmem, buna hakkım yok. Biliyorum ki, bu ülkenin kurtuluşu Ayşeler, Ahmetler, Fatmalar sayesinde olacaktır.
Cem Karaca’nın bu cevabı da bir ders niteliğindedir. “Türkiye’de genellikle entel, ilerici, aydın olmanın kriteri Türkiye’yi Batı’da çekiştirmekten geçiyor”
Şimdi utansınlar, ülkemizi satanlar, oraya buraya sığınıp Türkiye düşmanlığı yapanlar. Utansınlar zamanında Cem Karaca hakkında hüküm kılanlar. Utansınlar ekmeğine kan doğrayıp yoluna taş koyanlar.

Utansın geçmişte Cem Karaca’ya sırtını dönüp ölümünün 13. Yılında onu sevgiyle diline dolayanlar..

Ve helal olsun sürgün yılları sonrası Türkiye’ye dönen Cem Karacayı, Yeşilköy’e indiğinde kendisi tutuklanmayı beklerken, karşılayan ve ‘‘Yurdunuza hoş geldiniz Sayın Karaca’’ diyen Havaalanı Emniyet Müdürü’ne…

Ahhhhh benim zamansız adamım yordular seni, kırdılar, üzüldün, yıllarca vatansız bıraktılar seni de yine de güzel yüreğine sokmadın bir lokma kini, nefreti.

Ruhun şad mekânın Cennet olsun BÜYÜK ÜSTAT

Etiketler:
Share
226 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sağlıklı Günlerdir En Güzel Günler

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Şöyle derin derin bir nefes alarak şükürle başlayabilirim bugün yazıma.. Saatleri, günleri, hatta 2 koca haftayı bitirdik, yazamadık çizemedik el kaleme varmadı değil de, 5 dakika dahi zaman bulunamadı diyebiliriz. Önce size hayattaki çok kıymetli şeylerden bahsetmek isterim bugün. Hani öyle altın, elmas, yat, kat gibi değil! Çünkü insanoğlu hırsı ve başarısı ile tüm bunlara bir şekilde sahip olabilir. Kolay ya da zor sahip olmanın bir takım kader cilveleri eşliğinde size kalıyor olmasını gerektiren şeyler en kıymetliler olamaz. Döndürmes...
  • Truman Show

    10 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Size bir filmden söz edeceğim bu gün. Uzun zamandan beri her birimizin birer Truman olduğunu düşünüyorum. Bu filmi izlemeyenler için yeniden hatırlatayım. Truman Burbank, cenneti aratmayacak bir adada yaşamaktadır. Bir işi, evi, karısı, arabası, sıradan, sizin bizim gibi bir hayatı vardır. Fakat bu bir oyundur, ve Truman dışında herkes bunun bir oyun olduğunu bilir. Trumanın hayatı, hiç reklam vermeden, 24 saat bir televizyon kanalından canlı yayın olarak  yayınlanmaktadır. Canlı yayın Trumanın doğumuyla başlamıştır. Stüdyo bir adadır, Trum...
  • Yedi Emekçi Kadın

    08 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Her Sekiz Mart Dünya Kadınlar günü yaklaştığında, yılın bir tek günü dahi olsun kadın varlığının dile getirilmesinden dolayı, büyük heyecan duyarım. 8 Mart 1857 de Amerika Birleşik Devletlerinin  Newyork şehrinde 40 000 dokuma işçisi grev başlattı. Fakat polisin saldırısı ve fabrikanın kapılarının kilitlenmesi sonucunda fabrika da çıkan yangın da 129 kadın işçi yaşamını yitirdi. 1910 yılında Uluslar Arası Sosyalist Kadınlar Konferansında Clara Zetkin, 8 Mart 1857 de yaşamını yitiren kadın dokuma işçilerinin her yıl 8 Mart da anılması ve bu ...
  • Fırat Kalkanı

    01 Mart 2017 KÖŞE YAZILARI

    Referandum aşığı Kılıçdaroğlu Dün Kılıçdaroğlu’nun CHP grup toplantısında yaptığı konuşmanın bir kısmı ciddi anlamda beni dehşete düşürdü. CHP Lideri Kılıçdaroğlu "Suriyelilere vatandaşlık verilsin mi verilmesin mi referanduma gidelim bu kadar açık bu kadar net. Rakka’ya gidelim mi gitmeyelim mi gel referandum yapalım, millete soralım; Rakka’ya bu ülkenin, Anadolu’nun gariban çocukları gitsin mi gitmesin mi?” Yani sosyal medyada ‘cehaletin dibinde yapılan siyaset’ gereği söylenilen “Suriyeliler gitsin savaşsın” söylemini anlarım da siyas...